hangi erkek daha sadık
Sonunda vardığım bir nokta olmayabilir. Hatta hala aynı yerde duruyor olabilirim ya da daha önceden zar zor atılmış bir adımı geriye alabilirim. Kimilerine göre ağrısız başımı ağrıtır, kimilerine göre pire için yorgan yakar zarara uğrarım.
Ama fark etmez. Ne olsa, zarar da ziyan da insandan insana değişir ve belki ben başkasının zarar saydığını gururla kendi kar haneme yazarım.
"Sadakat" en çok sorguladığım konulardan biridir. Dolayısıyla ben, zorunlu sadakatle gerçek olanın tek celsede ayrılmasından yanayım.
Dolayısıyla ben, gün doğumundan gün batımına aç kalmış bir adamın bunu; a Buz dolabı kilitli diye, b Eli kelepçeli diye, c Ağzı bantlı diye mi?..
Yoksa d Hiçbiri, yani her şey elinin altındayken kendi iradesiyle mi yaptığını anlar, gün doğumundan gün batımına aç kalan bu ikisinden hangisinin biyolojik açlık yaşayıp hangisinin oruç icra ettiğini yakalarım.
İşte gerçek hayattan gözlemleyebildiğim bazı örnekler..
Örnek 1: Bir izdivaç programı... Daha önce sadakat problemi yaşadığını iddia eden "otuz" yaşındaki genç bir kadın, ille de "yetmiş ve üzeri" bir eş arıyor. Belli ki türlü uyaranların ilerleyen yaşla gerilemesini, en azından yaş haddinden icraata geçirilmemesini umuyor.
"Aynı adam otuzunda olsa nasıl davranırdı?" ya da "yaş haddinden zorunlu sadakat kendisinden onurlanmak babında ne işe yarardı?" gibi sorularıysa anlaşılan gereksiz buluyor.
Örnek 2: Kadının biri eşi uyurken ilgili organını kesiyor. Bütün odaklandığı yine sonuç; yani bundan böyle kadın mekanik olarak aldatılmayacak. Adamın bedensel bir eksikliği yokken nasıl davranacağı yani asıl samimiyet ne yazık ki bu kadın için de boş ya da tamamen lüzumsuz duruyor...
Örnek 3: Kadın ünlü biriyle evlenmek taraftarı. Çünkü ona göre; "yüzü iyi tanınan bir adam ulu orta çapkınlıklar yapamaz, kaybetmekten çekineceği bir ismi ve yüzü olursa kolay kolay kendisini aldatamaz" diyor.
Beyefendi sade ve sıradan bir vatandaş olsa aynı şekilde davranıp davranmayacağı ise daha ince düşünen başka birinin konusu olacak, zira belli ki hanımefendi bunlarla tadının kaçmasına izin vermiyor.
Örnek 4: Bu kez de bir başka kadın#8230; Bu da orta halli biriyle evlenmek taraftarı. Zira parası olmayan adamın asla çapkınlık yapamayacağını savunuyor.
Yine kavram kargaşası! Belli ki bu kadın da sonuca odaklanıyor. Zira cebinde pavyon parası olmayan adamın, her akşam mecburiyetten eve gelişini mutluluk vesilesi yapmış saçına takıyor#8230;
Gelin örneği abartalım.. Diyelim ki yer yüzünde başka tek kadın bırakmadınız. Yani diyelim ki "kadın kısmının topuna bir kibrit çaktınız". Kadın olarak sayısal anlamda "bir tane" siniz. Dolayısıyla bu kez de alternatifsizlikten aldatılmıyorsunuz.
Peki şimdi mutlu musunuz? Bence hayır..
Bence siz de benim gibi düşünüyorsunuz...
Bence siz de mecburiyetten aç kalanla- imkanlara rağmen iradesini konuşturanı seçebiliyorsunuz...
Bence başka hiç kimse olmadığı için size verilmiş o sırrın hiç kıymeti yok, tercih edilmenin onurunu siz zaten tanıyorsunuz...
Bence siz yer yüzünde başka kadın olmadığı için koşa koşa size gelen bir adamdan ziyade,
Her gün bir çok kadınla karşılaşan, çarpışan, konuşan, bir çok kadın tarafından arzulanan ama yalnız sizi arzulayan gerçek bir eş istiyorsunuz.
Bence sizin de sahte olan için bir tek dakikanız yok,
Bence gerçeği seviyorsunuz.